TUR ARAMA

Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu

Kars çıkışlı doğu karadeniz turu

  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu
  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu
  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu
  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu
  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu
  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu
  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu
  • Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu

TUR KODU : art01

Kolay Doğa Flora Fotoğraf Hiking Keşif Kültür Tarih Yayla Yürüyüş

TURUN ÖZETİ

Kars Ani harabeleri ve Kars gezisinden sonra doğu karadenizin eşsiz doğasına fantistik bir yolculuk

TUR PROGRAMI

Kars çıkışlı Doğu Karadeniz Turu

1.GÜN:

Sabah saatlerinde siz değerli misafirlerimizi Türkiye’nin Ermenistan sınırında bulunan ve ülkemizin en yüksek rakımlı üçüncü il merkezi olan Kars şehrimizin havalimanında karşılıyor ve Kars’a özgü yöresel tatlardan oluşan kahvaltımızı yaptıktan sonra şehir turumuza başlıyoruz. 1878’den itibaren 40 yıl boyunca Rus işgali altında kalan Kars’ta Baltık mimarisinin bir çok güzel örneği bulunmaktadır. Rusların estirdiği Baltık mimarisi rüzgarı, Selçuklu mirasları, Ermenilerden kalan kiliseler ve Osmanlı yapıları bu şehirde harmanlanmış. Zamanında Ruslar tarafından opera, okul, askeriye gibi amaçlarla inşa edilen binalar ve Ermeniler ile Rumlar tarafından yaptırılan sivil mimari örnekleri, Cumhuriyet sonrası dönemde bir kısmında değişiklikler yapılmak suretiyle tekrar işlevselleştirilmişler.  Şehir turumuzda Kars Müzesi, Opera Binası, Demir Köprü,  Kale, On iki Havari Kilisesi, Taş Köprü, Büyük Katedral (Fethiye Camii)  gibi tarihi yapıları gezdikten sonra otelimize yerleşiyoruz.  Akşam yemeğini otelimizde yiyor ve dinlenmeye geçiyoruz.

2.GÜN:

Sabah otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra Kars’a kırk dakikalık  mesafedeki  Ani Harabelerine doğru yola çıkıyoruz.  Efes antik kentinin birkaç katı kadar büyük , yedi yüzyıl boyunca insan yaşadığı düşünülen, Ermeni Krallığı tarafından kurulan ve oldukça köklü bir tarihe sahip olan şehir İpek Yolu’nun aktif olarak kullanıldığı dönemde Marko Polo gibi bir çok seyyahın ve tüccarın Asya’ya geçiş noktası olmuş. Bilinen yirmi dört farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış olan şehir nüfusu en görkemli zamanlarında 150 bin kişiye çıksa da 16. Yüzyılda yavaş yavaş terkedilmeye başlanmış. Gagik Kilisesi, Havariler Kilisesi, Aziz Krikor Şapeli, Aziz Prktich (Halashar) Kilisesi, Tigran Honents (Resimli) Kilisesi ve sınırın en ucunda bulunan Bakireler Manastırı,  Gürcü Kilisesi, Selçuklu Sarayı ve Kalesi, hamamları ve Türklerin Anadolu’da yaptıkları ilk cami olan Ebu-l Menuçehr Camii’ni gezeceğiz. Ani Harabeleri gezisini tamamladıktan sonra 1959 metre rakımında olan Çıldır Gölüne hareket ediyoruz. Çıldır’da kışın bazı geceler eksi 45 derecelere kadar düşmekte gölde buz kalınlığı seksen santime kadar ulaşmaktadır. Kışın bu gölde kızakla gezebilir ve ayrıca balıkçıların mücadelesine tanık olabilirsiniz.  Çıldır Gölüne ulaştığımız zaman çevresinde yürüyüş yapabilir ve harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Gezimizi bitirdikten sonra otelimize doğru yola çıkıyoruz.  İsteyenler Kars’ın yöresel ürünleri olan Kars kaşarını, gravyerini veya çeçil peynirini almak için Kars’ın otantik çarşısında alışveriş yapabilirler.  Dileyenler Kars’a özgü lezzetler olan kaz etini, hangel yemeğini, evelik çorbası gibi lezzetlerini şehrin farklı mekanlarında tadabilirler.  Kars’taki son akşamımızda akşam yemeğini otelimizde yiyoruz.  Şehrin Baltık mimarisiyle yapılmış taş binalarının gece görüntüsünü fotoğraflamak isteyenler bu son akşamı değerlendirmek için kısa bir şehir gezisi yapabilir.

3.GÜN:

Sabah erken kalkıp kahvaltımızı yapıyor ve  Kars’tan rotamızı Türkiye’nin Alpleri olan Şavşat’a çeviriyoruz. Artvin’in ilçelerinden olan Şavşat’ın dört bir yanı yüksek dağlarla çevrilidir ve akarsu bakımından son derece zengindir. Sınırlarında çok sayıda buzul gölü de bulunmaktadır. Şavşat aynı zamanda  Cittaslow (Sakin Şehir ) ünvanına sahip şehirlerimizden biridir. Cittaslow  ünvanını kazanmak için gerekli olan yetmiş kritere sahip olan Şavşat 2015 yılında kendisine pek yakışan bu ünvanı almıştır. Şavşat’ın altmış biri köyü vardır. Biz bugün Şavşat’ın en güzel köylerinden olan Alpleri kıskandıracak güzellikteki  Kocabey  ve Yavuzköy’e gidiyoruz. Kocabey köyü yayla kültürünü yüzyıllardır yaşatan dünyanın en güzel yerlerinden biridir. Havası , suyu, yeşili, manzarasıyla bu köye hayran kalacak ve ayrılmak istemeyeceksiniz.  Yavuzköy’de de aynı duygularla dolaşıp fotoğrafladıktan sonra  artık ilçe merkezine gidiyoruz ve Şavşat şehir terasında bu güzel coğrafyanın keyfini çıkarıyoruz. Daha sonra ilçe merkezinden ayrılıyor ve Cin Dağının eteklerinde ve büyüleyici ormanların arasında adeta saklı bir cennet  olan Balıklı Göle gidiyor ve anı fotoğrafla ölümsüzleştirdikten sonra pansiyonumuza doğru yola çıkıyoruz . Akşam köy pansiyonumuzda konaklıyoruz.

4.GÜN:

Sabah pansiyonumuzda kahvaltımızı yaptıktan sonra  Şavşat Kalesine gidiyoruz. 5. yüzyılda Gürcü Bagratlı Krallığına ait olan kale daha sonraki yıllarda Osmanlılar tarafından 1850'li yıllara dek Ocaklık merkezi olarak kullanılmıştır. Kale gezimizden sonra  muhteşem bir  doğanın içinde yer alan Meşeli köyündeki  Sahara Milli Parkı sınırları içerisinde olan Türkiye’nin gizli kalmış cennet köşesi Karagöl’e ulaşıyoruz. Gölün çevresini gezip fotoğrafladıktan sonra   ladin, sarıçam ormanlarının içinde kısa bir yürüyüş yapıyor ve rotamızı yaylaların şahı olan Arsiyan yaylasına ve göllere çeviriyoruz. Türkiye’nin en doğusundaki yaylalardan biri olan Arsiyan yaylası Gürcistan sınırında yer alır. Otuyla, suyuyla ve balığı ile ünlü Arsiyan  otantik dokusunu hâlâ koruyan ender yaylalardan biridir. Arsiyan yaylası, Kız Gölü, Boğa Gölü, Çimli Göl, Davar Gölü, Kulaklı Göl gibi adlarla adlandırılan göllerle çevrili olduğundan “göl manzaralı yayla” özelliğindedir. Sedava Gölünün özelliği ise üzerinde küçük yüzen adacıkların bulunmasıdır. Masalsı gölleri gezdikten sonra Cevizli köyüne gidiyoruz. Köydeki Tibeti Kilisesine ulaşıyoruz. Tibeti Kilisesinin yazılı kaynaklara göre 899 – 914 yılları arasında bölgede hüküm süren Bagratlı Prenslerden Aşut Koukhi döneminde yaptırıldığı düşünülmektedir. Kilise gezimiz bittikten sonra pansiyonumuza dönüyoruz.

5.GÜN:

Sabah erken kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra ilk durağımız olan Türkiye’nin en yüksek köyü , üç tarafı ormanlarla çevrili  Bazgiret köyüne ulaşıyoruz.  Bazgiret  Gürcüce bir kelime olup bazgiretin  anlamı çimen demektir.   Köyün bitki örtüsü yoğun çimen olduğu için ismini buradan aldığı düşünülüyor.   Tamamen ahşap yöresel mimarisini korumakta olup Alpleri kıskandıracak güzellikteki Türkiye’nin ender bölgelerindendir.  Köyün  hemen üstünde olan Sakedeneyan Gö­lüne  gidip fotoğraf çekip çevre gezisi yaptıktan sonra öğle yemeğimizi kumanya şeklinde göl manzarasında yiyoruz. Yemeğimizi yedikten sonra şelalelerden oluşan vadide kısa bir yürüyüş yapıp köy içinde çay molası veriyoruz. Ve sonra rotamızı Cancır yaylasına çeviriyoruz.  Cancır yaylası Bazgiret’in yaylası olup eşsiz doğasıyla ve Karçal Dağı manzarasıyla adeta insanı büyüleyen bir yayladır.  Yaylanın mimarisi tamamen ahşaptandır. Yaylayı gezdikten sonra rotamızı Lekoban yaylasına çeviriyoruz. Akşam saatlerinde Lekoban yaylasına ulaşıyor ve pansiyonumuza yerleşiyoruz. Akşam yemeğinden sonra sabahki macera için dinlenmeye geçiyoruz.

6.GÜN:

Lekoban yaylasında bin bir çeşit çiçekler içerisindeki yayla pansiyonumuzda güzel bir gece geçirdikten sonra sabah ahşap köy ve yayla evlerinin bölgedeki en güzel örneklerinin yer aldığı bir yaylaya ve eşsiz güzellikteki bir doğaya uyanacağız. Ayrıca yayla yaşantısına tanıklık da ediyor olacağız. Sağlam bir kahvaltıdan sonra yöre halkı tarafından kutsallığına inanılan ve yörenin en yüksek ikinci tepesi olan Ziyaret Tepe (3220mt) eteklerinde geziyoruz. Sonrasında masalsı göllere doğru bir serüven bizleri bekliyor olacak.  Göllerde isteyen yüzebilir. Kolay ve keyifli bir yürüyüşten sonra   Naçadirev göllerine gidiyoruz. Gölü gezdikten sonra  artık rotamızı asıl hedefimiz olan  Maçahel’e doğru çeviriyoruz. İnce Geçit’e varıyor ve Maçahel’e yaklaşıyoruz. İlk hedefimiz  Fındık yaylası. Birkaç  saat içinde yaylaya varıp Batum vadisini seyreyleyip tadını çıkarırken çayımızı yudumluyoruz. Efeler tabiatı koruma alanı içinde yer alan ve Biyosfer rezervi ilan edilen yağmur ormanları içindeki patikalardan  geçerek  dereye ulaşıyor ve dere sularına kendimizi bırakıyoruz. Kısa bir serinlemeden sonra akşam saatlerinde Heba yaylasındaki pansiyonumuza ulaşıyor ve bol maceralı bir günü bitiriyoruz.

7.GÜN:

Sabah 2200 mt yüksekliğindeki yayla pansiyonumuzda muhteşem bir manzaraya karşı kahvaltımızı yapıyoruz. Heba yaylasında kısa bir çevre gezisi yaptıktan sonra dönüş yolculuğumuz başlıyor. Dönüş yolculuğumuzda muhteşem doğanın  içerisinde olan Borçka Karagöl çevresini gezdikten sonra Klaskur köyü üzerinden Borçka merkeze uğruyoruz.  Borçka’ya özel pidemizi yedikten sonra Murgul ilçesine yeni keşfedilmiş olan Delikli taş şelalesine gidiyoruz. Görenleri büyüleyen saklı bir cennet olan bu yer, doğası henüz bozulmamış ender yerlerdendir. Şelale gezimizi tamamladıktan sonra Cankurtaran geçitinde kısa bir manzara seyri yaparak ikinci  durağımız olan Tarihi Çifte köprüler- Mençuna şelalesine ulaşıyor ve  muhteşem bir doğa içinde gezimize başlıyoruz. Fotoğraf ve çevre gezisinden sonra göğe komşu topraklardan ayrılarak dönüş yoluna geçiyoruz. Bir maceranın da sonuna gelmiş bulunuyoruz.  Bir dahaki turda buluşmak dileğiyle yolculuğumuz Trabzon hava limanında sona eriyor.

FİYATA DAHİL OLANLAR

-Bütün ara transferler,
-Bütün konaklama
-Ören yeri, müze ve milli park girişleri ( Türkiye )
-Seyahat sigortası
-Sabah kahvaltısı / Otelde
-Akşam yemeği/ Otelde
-Profesyonel rehberlik hizmeti

FİYATA HARİÇ OLANLAR

-Otellerdeki ve yemeklerdeki tüm ekstralar
-Batum müze ve ören yeri girişleri, yurt dışı çıkış harcı
-Dahillerde hizmetlerde belirtilmeyen tüm hizmetler
-Kişisel harcamalar
-Alkollü ve alkolsüz içecekler

TUR ULAŞIM BİLGİSİ

Trabzon Havalimanında siz değerli misafirlerimizi karşılıyoruz. Kara yoluyla ulaşım sağlayan konuklarımızı Rize Merkezde karşılıyoruz.

TUR HAKKINDA TAVSİYELER

Bilindiği gibi Karadeniz bölgesel olarak genellikle yağmurlu olup, geceleri oldukça serindir. Yanınızda yağmurluk getirmeniz şiddetle önerilir. Ayağınızda su geçirmez, bileği kavrayan bir ayakkabı olması önemlidir. Yürüyüşler esnasında malzemelerinizi ve yedek kıyafetlerinizi taşıyabileceğiniz küçük bir sırt çantası bulundurmanız, yürüyüşünüzü daha da konforlu hale getirecektir. Pansiyonlarımız  hijyenik yönden gayet temiz olup, dağ ortamında olduğundan lüks bir ortam ve hizmet beklenmemelidir. Odalar 2’şer kişiliktir. Yemekler yöreye ait olup, fikstir. çay limitsiz, su tamamen doğaldır. Öğlen yemekleri kumanya olarak tarafımızdan karşılanacaktır.

Üyelerimize özel hizmetlerimizden faydalanabilmek için üye olun.

A Grubu Seyehat Acentası - ENDEMIC TOURS Seyahat Acentası - Belge No : A-7609